Bir makaleye erişmek istiyorsunuz, ama abstract’ın ötesine geçemiyorsunuz. Paywall var, tam metin 39 dolar. Araştırmacıysanız kurumunuzun aboneliği kurtarabilir, ama ya yoksa? Türkiye bu soruya yıllar içinde parçalı ama net bir yanıt geliştirdi.
DergiPark: Küçük Bir Devrim
TÜBİTAK ULAKBİM tarafından işletilen DergiPark (dergipark.org.tr), Türkiye’de yayımlanan açık erişimli akademik dergilerin büyük çoğunluğunu tek çatı altında barındırıyor. 2015’te başlayıp hızla büyüyen platforma 2024 itibarıyla 1.000’den fazla dergi dahil. Bu dergilerin tamamı yazar veya okuyucudan ücret almadan tam metin makale sunuyor — bu “altın açık erişim” modelinin Türkiye’deki en yaygın yansıması. DergiPark’ta yayın yapan bir derginin Scopus ya da ESCI’da (Emerging Sources Citation Index) yer alması mümkün ve pek çok dergi bu statüyü zaten kazandı.
YÖK Akademik ve Ulusal Tez Merkezi
Lisansüstü tezlere erişmek için YÖK Ulusal Tez Merkezi (tez.yok.gov.tr) temel kaynak. 2024 başı itibarıyla 700.000’i aşkın tez kayıtlı; bunların büyük çoğunluğu tam metin olarak indirilebiliyor. Erişime kapalı tutulan tezler ise ya danışman/enstitü kararıyla kısıtlanmış ya da telif itirazı içeriyor. YÖK Akademik portalı (akademik.yok.gov.tr) ise araştırmacı profilleri ve yayın listelerini bir arada sunuyor; bu ayrımın bilinmesi, neyi hangi platformda arayacağınızı netleştiriyor.
Neden Hâlâ Eksiklikler Var?
Türkiye’nin açık erişim tablosu olumlu bir yönde ilerliyor; ama birkaç temel sorun devam ediyor. Birincisi, kurumsal açık erişim depolarının yetersizliği: Avrupa’da büyük üniversiteler araştırma çıktılarının büyük bölümünü kendi kurumsal depolarına zorunlu olarak yükletirken, Türkiye’de bu yükümlülük henüz sistem genelinde uygulanmıyor. Bazı üniversiteler (Orta Doğu Teknik, Hacettepe, Ankara) kurumsal depo işletiyor, ancak depolar arasında veri kalitesi ve güncelleme sıklığı ciddi biçimde farklılaşıyor.
Uluslararası Yayınlar İçin Yasal Alternatifler
Türk araştırmacıların uluslararası yayınlara erişimi için ULAKBİM’in kurumsal lisans anlaşmaları birincil kapı. Elsevier, Springer, Wiley ve Cambridge gibi yayınevleriyle yapılan konsorsiyum anlaşmaları, üniversite ağından bağlanan kullanıcılara geniş bir veritabanı sunuyor. Bu lisans kapsamı dışında kalan yayınlar için ise araştırmacılar genellikle makale yazarına doğrudan e-posta atıyor; bu yöntem, yayınevlerinin resmi kanalı dışında ama etik açıdan sorunsuz ve çoğu zaman işe yarıyor.
Preprint Kültürü Türkiye’de Nerede?
COVID-19 pandemisi preprint kültürünü tüm dünyada hızlandırdı. arXiv ve bioRxiv’e Türkiye’den yapılan yüklemelerin 2020-2023 döneminde belirgin biçimde arttığı görülüyor. Ama bu artış hâlâ görece yavaş: Türkiye’nin araştırma çıktısı içinde preprint payı, benzer büyüklükteki ülkelerin gerisinde kalıyor. Bunun bir nedeni değerlendirme sistemlerinin preprinti resmi yayın saymıyor olması; akademisyen bazı alanlarda sadece hakemli dergi makalesiyle değerlendirileceğini bildiğinde preprint yüklemek için ek bir motivasyon görmüyor.
Ne Değişmeli?
Birkaç pratik adım öne çıkıyor: Üniversitelerin performans değerlendirme sistemlerinin açık erişim yayını ve kurumsal depoya yüklemeyi teşvik edecek biçimde düzenlenmesi; TÜBİTAK tarafından desteklenen projelerin çıktısının zorunlu olarak açık erişimle paylaşılması (Avrupa Araştırma Konseyi bu zorunluluğu 2021’den beri uygulayarak yürütüyor); ve kurumsal depoların birbirleriyle veri paylaşımını sağlayan ortak bir metadata altyapısı. Bu üç adım kağıt üzerinde karmaşık değil. Uygulamada ise koordinasyon gerektiriyor.
Açık erişim yalnızca teknik bir altyapı meselesi değil. Kimin hangi bilgiye erişebildiğine dair bir tercih. Türkiye’nin bu alanda attığı adımlar gerçek ve somut; ama süreç tamamlanmış değil.